Cuma namazına erken gel: deve, inek ve yumurta
Mükâfatı bu kadar somut anlatan hadis azdır. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh), Peygamber'in ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ كَبْشًا أَقْرَنَ، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْخَامِسَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً، فَإِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلَائِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ
"Kim cuma günü cenâbet guslü gibi gusül alır ve sonra erkenden giderse, bir deve kurban etmiş gibidir. İkinci saatte giden, bir inek kurban etmiş gibidir. Üçüncü saatte giden, boynuzlu bir koç kurban etmiş gibidir. Dördüncü saatte giden, bir tavuk kurban etmiş gibidir. Beşinci saatte giden, bir yumurta kurban etmiş gibidir. İmam öne çıktığında ise melekler orada hazır bulunur ve hatırlatmayı dinlerler." - Sahih al-Bukhari 881, Sahih Muslim 850
Basamakların ne kadar dik düştüğüne dikkat edin. İlk gelenle son gelen arasındaki mesafe küçük değildir: bu, bir deve ile bir yumurta arasındaki mesafedir. Hutbe başladıktan sonra gelen kimse ise bu sıralamada hiç anılmaz bile.
Saatler hakkında bir not: âlimler, burada sâat kelimesinin ne anlama geldiği konusunda ihtilaf etmiştir. Meşhur görüşe göre burada kastedilen, saatin kendisi (yani altmış dakikalık zaman birimi) değil, hutbeye kadar geçen vaktin beş parçasıdır. Herkesin ittifak ettiği şey ise yöndür: ne kadar erken, o kadar büyük mükâfat.
Kapıdaki melekler
Aynı tablo başka bir hadiste de karşımıza çıkar ve gelme vaktinin neden hiç fark ettiğini açıklar:
إِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ كَانَ عَلَى كُلِّ بَابٍ مِنْ أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ الْمَلَائِكَةُ يَكْتُبُونَ الْأَوَّلَ فَالْأَوَّلَ، فَإِذَا جَلَسَ الْإِمَامُ طَوَوُا الصُّحُفَ وَجَاءُوا يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ
"Cuma günü olduğunda melekler mescidin her kapısında durur ve gelenleri, ilk geleni ilk olmak üzere yazarlar. İmam oturduğunda sahifelerini dürer ve hatırlatmayı dinlemeye gelirler." - Sahih al-Bukhari 929, Sahih Muslim 850
İmam oturunca sahifeler dürülür. Ondan sonra gelen kimse cuma namazını yine kılar, ama kapıda yazılan şey çoktan sona ermiştir.
Peki oraya oturduğunda
Erken gelmek işin yarısıdır. Diğer yarısı, hutbe sırasında ne yaptığındır. Peygamber ﷺ susmayı o kadar güçlü vurgulamıştır ki, başkasını susturmak bile gereksiz konuşma sayılır. Daha fazlası için hutbe sırasında âdâb yazımızı okuyun.
"Kim güzelce abdest alır, cuma namazına gelir, dinler ve susarsa, o cuma ile bir sonraki cuma arası, üç gün de fazlasıyla, kendisi için bağışlanır." - Sahih Muslim 857
Cemaatlerimizden birçok kişi tam burada gerçek bir zorlukla karşılaşır. İnsan erken gelir, susar, dinler ve yine de söylenenleri anlamaz, çünkü hutbe Arapça okunmaktadır. Bu, evde kalmak için bir sebep değildir; hutbenin dilini değiştirmek için de bir sebep değildir.
Minbar tam da buraya aittir: erken gel, otur, sus ve söylenenin anlamını telefonundan kendi dilinde takip et; kimsenin hutbenin akışını bölmesine gerek kalmadan.